Kutlamalar bir çok ilde olaysız tamamlanırken, Diyarbakır, Tunceli ve Hakkari’de olaylar çıktı. “Özerk Kedi Cumhuriyeti” ve “Miyav Dilinde Eğitim” sloganlarıyla gösteriye dönüşen kutlamalara polis müdahale etti. Polis ile çatışan birçok kedi göz altına alındı. Kasap ve lokantaların önde geldiği çok sayıda işyeri yağmalandı. Polis göstericileri dağıtmak için tüy dökücü gaz ve polis köpeklerinden yararlandı. Köpek ve kedilerin aralarında kalan çok sayıda polis tırmalandı. Olayların kontrol altına tam olarak alınamadığını bildiren emniyet yetkilileri dam ve çatılara saklanan bazı göstericilerin 4 ayak üzerine düşerek yakalanmaktan kurtulduklarını açıkladılar.
“Hepimiz Karayız, Hepimiz Kediyiz”
İstanbul’da ise son anda Valiliğin özel izniyle Kazlıçeşme yerine Taksim Meydanında yapılan kutlamalarda ciddi bir problem yaşanmadı. Kara kedilere sahip çıkan türdeşleri “Hepimiz karayız, hepimiz kediyiz” dövizleri taşıdı. “Gördüğümüz gerçekten yara, ayıp bişey sanmadık. Sağlık sigortası her canlının hakkıdır” ve “Bakmakla öğrenilseydi kediler kasap olurdu, mesleki eğitim şart” ise dikkat çeken pankartlardandı. Kutlama Birleşmiş Kediler Birliği Başkanı Tekir Herciğeriyemez’in basın bildirisi ile sona erdi.
Herciğeriyemez kediler de dahil olmak üzere bir çok kesime önemli mesajlar verdi ;
Bugün burada başta sokak kedileri olmak üzere tüm kedilerin bayramını kutlamak üzere toplanmış bulunuyoruz. Bütün kardeşlerimin bayramını kutlarım. Bizler dünyanın var oluşundan itibaren eko sistemin önemli bir türüyüz. Teknolojinin gelişmesiyle insanoğlu haşerat ile mücadelesini bizsiz yapmaya başlamıştır. Bu sebeple işsizlik oranımız tüm tarihlerin en yüksek oranına ulaşmış durumdadır. Bu durum çöp kutuları, kasap ve lokantaların önüne sürüklenmemize yol açmıştır. Cins olan bazı arkadaşlarımız bir ailenin yanına kapağı atmıştır ancak bizim gibi özelliksiz olanlar sokakta yaşamaya mecbur bırakılmıştır. Ülkemiz kediye şiddet konusunda dünya 5. sidir. Birçok arkadaşımız sokaklarda ağır şiddete maruz kalmaktadır. Ancak bu kötü gidişat ulusal basında kadına veya çocuğa uygulanan şiddet kadar yer almamaktadır. Zaten herhangi bir sosyal güvencemiz yoktur. Yetkililerin bu soruna en kısa zamanda çözüm bulmaları gerekmektedir. Buradan bir kez daha tüm yurda seslenmek istiyorum. Bir kedi öldürmenin cezası 7 cami yaptırmaktır.
Neden Kediler de Çalışabilecekleri İşlerde Değerlendirilmiyorlar?
Dünya ve Türkiye’ye baktığınızda bir çok hayvanın çeşitli işlerde istihdam edildiğini görmekteyiz. Köpekler bekçilik, narkotik, bomba uzmanlığı, davar gütme, avcılık, atlar bahis, taşımacılık ve eğlence sektörlerinde, uysal olmayan aslanlar bile sirklerde değerlendirilirken hemen hemen hiçbir alanda kedilere şans tanınmamaktadır. Bu durumun yüzyıllardır “kedi cinsi nankördür” anlayışından kaynaklandığı aşikar. Zira bu anlayış kedilerin hayatını zorlaştırıp nankörleştirmektedir. Atalarımızdan, dedelerimizden öğrendiğimiz kadarıyla bu nankörlük iftirasını kedinin insana yakınlığını kıskanan köpekler atmıştır. Bir düşünün, Pluto, Scooby Doo, Rin Tintin, Lessi, 101 Dalmaçyalı gibi saymakla bitmez köpek karakter yaratılmışken Garfield, Kötü Kedi Şerafettin ve Silvester dışında sivrilmiş bir kedi karakter dahi yoktur. Bu karakterlerin ortak noktalarını düşünürseniz köpeklerin bize göre ne kadar kayırıldığını anlarsınız. Şimdi bizim çocuklarımıza bunlar rol model olursa nasıl olur da hayırlı işler yaparlar? Halbuki biz aşırı duyarlı hayvanlarız çöplüklerde yaşıyor olmamıza rağmen kedi gribi diye bir musibet ile uğraştırdık mı insanoğlunu? Bir de şans verilse neler yaparız. Örneğin “Et ve Balık Kurumu” bünyesinde kediler eksper olarak istihdam edilebilir. İddia ediyorum bu işte bizden iyisi olamaz!
Çalışmak da Aslında Bize Ters Geliyor Herhalde
Şimdi olaya geniş açıdan bakmak ve itiraf etmek gerekirse bizlerde de suç var. Yüzyıllardır biz de çalışmamaya alışmışız. Yok efendim kasap ne zaman arka tarafa geçecek de tezgah boş kalacak, aha mutfağın camı açık kalmış balık kokusu da var içeri bir dalıvereyim, o da ne çocuğun elinde hamgurger var babası önüne bakıyor çekiversem mi, türlü türlü çakallıklar geliştirmişiz. He tamam kendimden bilirim açlık zor iştir ama yine de elimizden gelen çabayı göstererek insanoğluna yardımcı olabileceğimizi gösterebiliriz. Kendimize gelelim arkadaşlar bakın Almanya’ya giden işçiler patron oldu, Mahzun ödüllü yönetmen oldu, Çin 1 numaralı ekonomi oldu, biz anca kalifiye hırsız olduk. Köpekler bile insana yararlı görünmek için ne hallere giriyorlar iftiracı mahlukatlar, vercen tırnağı vercen tırnağı aslında ama zaten adımız çıkmış dokuza.
Mart Ayına Sadece Cinsellik Gözüyle Bakmamamız Gerekir
Kendini muhteşem Süleyman sanan türdeşlerimiz var. Adamlar kendilerine harem kurmuşlar. Sonra sokak ortalarında türlü iktidar mücadeleleri, kavgalar, çirkinlikler. Bunlar çok yanlış hareketler. Her şeyden önce bu ayı türümüzün devamı için bir fırsat olarak değerlendirmemiz gerekmektedir. Yediğimize, içtiğimize, uykumuza dikkat etmeli, bu ayı en verimli şekilde geçirmeliyiz. Önemli bir husus da şudur. Herkes kendi türü ile ilişkiye girsin. Bilinçsiz ilişki yüzünden 30 a yakın kedi türü özelliğini kaybetmiştir. Mesela şu sağ başta duran elinde “Fastfood kilo yapıyor, yarısını yiyip atın” pankartı olan arkadaşa bir bakın. Hiç kediye benziyor mu bu yahu. Tipe bakın! Siz insan olsanız bunu alıp eve götürür müsünüz? Evlerden ırak! He o da ne yapsın bilinçsiz ilişki kurbanı ama artık dikkat edelim, üç kuruşluk zevk için ucube cinsler ortaya çıkartmayalım.
İşinizi Sessiz Halledin
Yaptığımız kamuoyu araştırmaları gösteriyor ki mart ayında insanların kedilerden şikayeti diğer aylara oranla %400 artmaktadır. Özellikle gece geç saatlerde sokak, bahçe ve çatılardaki yüksek sesler çevreyi rahatsız ediyor. Yani bu kadar da abartmanın alemi yok. Efendi efendi görevinizi yapın. Fanteziye kaçmayın. Özellikle buradan genç arkadaşlarıma sesleniyorum. Biz de zamanında sizin gibiydik. Bir kız uğruna değmez. Gece yarısı kavga edipte insanları rahatsız etmeyin. Bakın yaptığınız her hareket insanoğlunun türümüze bakışını belirliyor. Nesiller boyu sokakta mı yaşayalım yani. Enerjiniz fazla geliyorsa iki şirinlik öğrenip sıcak bir yuvaya atın kapağı da bari çocuklarınız rahat etsin. Boş vaktinizin tamamını nerden ne araklasak, kimi tepelesek yerine insanoğlu bizden ne bekliyor, neye fayda sağlayabiliriz, şu hareketi yapsam gülerler mi, ne yapsam beni youtube’da, facebook’da paylaşırlar gibi yararlı işlere harcayın.
(Yasin K. / ISTANBUL)